Michael Faraday Kimdir?
(1791-1867) Bilimin öncüleri arasında, modern yaÅŸam koÅŸulları üzerindeki etkisi bakımından, Faraday ile boy ölçüşebilecek bir baÅŸka ad kolayca gösterilemez. “Deneysel Bilimin Prensi” Faraday, bir ömüre sığmayacak sayıda önemli pek çok çalışma ortaya koydu: Kimya, elektro-kimya, metalürji alanlarında pratik sonuçlarından bugün de yararlandığımız deneyler yaptı. Maden ocaklarında kullanılan Davy lambasını geliÅŸtirmede katkıları oldu. Elektro-kimyadaki deneyleriyle kendi adıyla bilinen elektroliz yasalarına ulaÅŸtı.
Deneysel olarak, bir maddeden geçen belli miktarda elektrik akımının, o maddenin bileÅŸenlerinde belli miktarda bir çözülüme yol açtığını gösterdi. Bu sonuç ilk elektrik sayaçlarının üretimine olanak verir. Faraday’ın bir baÅŸka önemli katkısı da “amper” denilen akım biriminin kesin tanımım vermiÅŸ olmasıdır. Elektrolizde geçen “elektrot”, “anot”, “katot”, “elektrolit”, “iyon” vb. terimleri de ona borçluyuz.
Faraday’ın yetiÅŸme koÅŸullarına baktığımızda baÅŸarıları gözümüzde daha da büyümektedir.
Michael Faraday, Londra’da yoksul bir ailenin çocuÄŸu olarak dünyaya gelmiÅŸti. Babası demirci, annesi ev hizmetçisiydi. Kısa süren öğreniminde okuma, yazma, bir miktar aritmetik öğrenmekle kalmıştı.
Henüz onüç yaşında iken bir kitapçının yanında çırak olarak çalışmaya başlamıştı. Ancak çok geçmeden kitap ciltleme becerisini kazanır. Bu iş ona yaşamının büyük fırsatını sağlar. Boş bulduğu zamanlarım kitap okumakla, ilgilendiği konularda not almakla dolduran Michael, ustasının sempati ve anlayışından da yararlanarak, eksik kalan eğitimini kendi kendine tamamlama çabası içine girer.
Daha sonra yazdığı anılarında, “O sıra okuduklarım arasında ilgimi en çok iki kitap çekmiÅŸti,” der. “Bunlardan biri elektrik konusunda bana ilk bilgileri saÄŸlayan Britannica Ansiklopedisi, diÄŸeri Jane Marcet’in Kimya Üzerine SöyleÅŸiler adlı kitabıydı”. Bu kaynakların, onun düşünce yapısının kurulmasındaki önemi kesin, çünkü kimya ile elektrik yaÅŸamı boyunca ilgilendiÄŸi baÅŸlıca iki konu olmuÅŸtur.
Faraday ondokuz yaşına geldiÄŸinde, bilim merakı bir tutkuya dönüşmüş, kendi olanakları içinde ciddi deneylere bile koyulmuÅŸtu. 1812′de bir müşterinin saÄŸladığı biletle, dönemin seçkin bilim adamı Sir Humphrey Davy’nin Kraliyet Enstitüsünde düzenlenen konferanslarına katılma olanağı bulur. Burada dinledikleriyle öğrenme tutkusu daha derinleÅŸen Faraday’ın bilimden kopması olanaksızdı artık.
Konferansta tuttuÄŸu notlarla deneyleri iliÅŸkin ÅŸekilleri bir kitapta toplayarak asistanlık için Davy’ye baÅŸvurur. Davy’den beklediÄŸi yanıtı hemen alamazsa da ciltçilik iÅŸinde de daha fazla kalamazdı, artık! Kısa bir süre için de olsa Faraday iÅŸsiz kalmıştı, ama umutsuz deÄŸildi. Bir süre sonra ÅŸans yüzüne güler: Kraliyet Enstitüsü’nden uzaklaÅŸtırılan bir asistanın yerine bir baÅŸkası alınacaktır. Davy, daha önceki baÅŸvurusunu hatırlayarak, Faraday’ı göreve çağırır.
Genç araÅŸtırmacı çok geçmeden giriÅŸtiÄŸi deneyleriyle yeteneÄŸini ispatlar. Daha iÅŸe baÅŸladığı ilk yıl içinde deney sonuçlarım yayımlamaya, Enstitü’de ders vermeye baÅŸlar. Bu arada yeni evlendiÄŸi eÅŸine hazırladığı sürpriz de ilginçtir: Bir Noel sabahı Faraday eÅŸini Kraliyet Enstitüsü’ne götürür.
Bayan Faraday kendisini bekleyen Noel armağanının merak ve heyecanı içindedir. Ama bulduğu yalnız kendisine değil tüm dünyaya verilen bir armağandır: elektrik akımıyla sürekli mekanik devinim sağlayan basit bir düzenek! Oyuncak trenlerden büyük elektrik lokomotiflerindeki makinalara değin bildiğimiz elektrik motorlarının ortaya konmuş ilk örneği.
Bilim çevrelerinde pek rastlanmayan bir hızla ün kazanan Faraday, 1823′te Kraliyet Bilim Akademisi üyeliÄŸine seçilir; bir yıl sonra da çalıştığı enstitüde laboratuvar direktörlüğüne atanır.
Faraday enstitünün başına geçtikten sonra da deneylerini sürdürmekten geri kalmaz; “Faraday yasaları” diye bilinen iliÅŸkileri ortaya koyar. Bunlardan en önemlisi, bir maddeden geçen elektrik miktarıyla o maddeden ayrılan bileÅŸenlerin miktarı arasındaki iliÅŸkidir. Bunun ortaya koyduÄŸu bir sonuç atomların yalnızca belli miktarlarda elektrikle bağıntılı olduÄŸu olayıdır ki, bilimsel açıklaması ancak yüzyılımızın başında Rutherford’un atomun yapısını belirlemesiyle verilebilmiÅŸtir.
Faraday elektro-kimya alanındaki çalışmasıyla yetinseydi bile bilim tarihinde önemli bir yeri olacaktı. Ama onu bilimin öncüleri arasına sokan asıl başarısı elektromanyetik konusundaki buluşlarıdır.
19. yüzyılın baÅŸlarına gelinceye dek elektriÄŸe gizemli bir olay gözüyle bakılıyordu. Elektrik Benjamin Franklin için bir tür akışkandı. Kimisine göre ise, elektrik pozitif ve negatif olmak üzere iki deÄŸiÅŸik akışkandı. İlk kez Faraday elektriÄŸi bir “kuvvet” diye niteler. Elektrik gibi manyetizma da ilgi çeken, tartışılan bir konuydu; ama ikisi arasındaki iliÅŸki henüz bilinmiyordu.
1820′de Danimarkalı bilim adamı Hans Oersted, elektrik akımı taşıyan bir telin yakınındaki bir pusula ibresini devindirdiÄŸini saptamıştı. Bu gözlem pek çok deneylere, bu arada elektrik akımının manyetik etkilerine iliÅŸkin Amper kuramına yol açar. Ancak bu konudaki asıl açıklama Faraday’ın mıknatısın elektriksel etkisini sezinlemesiyle gerçekleÅŸir. Buna göre, bir tel bobinde oluÅŸan manyetik etki, ikinci bir bobinde elektriksel etki olarak ortaya çıkmalıdır. “Elektromanyetik indüksiyon” denen bu olayı Faraday deneysel olarak 1831′de belirler.



Siteden rastgele bir video gelsin



RSS
02:26 on Haziran 3rd, 2011
gerçekten çok ii şeyler bunlar az birşeydeğil yaptıkları kutlamak gerek insanlığa böyleleri lazım tüketici değil üretici kişiler